İngilizce Kelimeler ve Anlamları
A1'den B2'ye en sık kullanılan 384 İngilizce kelime; Türkçe anlamı, okunuş ipucu ve örnek cümlesiyle. Filtrele, kartla çalış ya da kendini test et.
384 kelime
Çalış
Yükleniyor…
Okunuşlar Türkçe harflerle yaklaşıktır. Seviyeler yaklaşık CEFR düzeyleridir. Örnek cümleler Hazırbak için yazılmıştır.
Bu liste kimin için?
Bu sayfa, İngilizceye yeni başlayanların ve temel bilgisini tazelemek isteyenlerin günlük hayatta en çok karşılaşacağı kelimeleri tek yerde toplar. Liste; ev, okul, iş, yolculuk, alışveriş, sağlık ve duygular gibi konulardan seçilmiş 149 isim, 114 fiil, 72 sıfat ve bunları birbirine bağlayan zarf, edat, bağlaç ve zamirlerden oluşur. Her kelimenin yanında Türkçe anlamı, yaklaşık okunuşu, türü, seviyesi ve kelimenin doğal bir bağlamda kullanıldığı kısa bir örnek cümle bulunur. Ortaokul ve lise öğrencileri, YDT ya da yeterlik sınavlarına temel atanlar, yurt dışına çıkmadan önce hazırlanan ya da işinde basit İngilizce yazışmalar yapan herkes için hızlı bir başvuru listesidir.
Seviyeler: A1, A2, B1 ve B2
Seviyeler, dil öğreniminde Avrupa'da ve dünyada yaygın kullanılan Ortak Başvuru Metni'ne (CEFR) göre verilmiştir. A1 düzeyindeki 266 kelime, kendini tanıtmak ve gündelik ihtiyaçlarını söylemek için gereken en temel sözcüklerdir: apple, house, go, big gibi. A2 düzeyindeki 78 kelime, alışveriş, yol tarifi ya da basit bir sohbet için gerekenleri ekler. B1 düzeyindeki 37 kelime ise fikir bildirmeye, deneyim anlatmaya ve iş hayatına dönüktür: improve, avoid, appointment gibi. B2 düzeyindeki kelimeler daha akıcı ve soyut anlatımlarda öne çıkar. Bir kelimenin seviyesi kaynaktan kaynağa küçük farklar gösterebilir; buradaki seviyeleri kesin bir sınır değil, öğrenme sırası için bir yol işareti olarak düşün.
Kelime kartlarıyla verimli çalışmak
Yeni bir kelimeyi kalıcı öğrenmenin en etkili yollarından biri, anlamına bakmadan önce hatırlamaya çalışmaktır. Kelime kartı modu bunun için tasarlandı: kartta yalnızca İngilizce kelimeyi, okunuşunu ve örnek cümleyi görürsün; anlamını içinden söyledikten sonra kartı çevirip kontrol edersin. Hatırlayamadığın kelimeleri bir kâğıda yazıp ertesi gün ve birkaç gün sonra yeniden çalışmak, aralıklı tekrar denilen yöntemin en basit hâlidir. Seviye filtresini kullanarak önce A1 kelimeleri bitirmek, sonra A2'ye geçmek de çalışmayı düzenli tutar.
Test modu ve örnek cümleler
Test modunda her soruda bir İngilizce kelime ve dört Türkçe seçenek gelir. Yanlış seçenekler mümkün olduğunca aynı türdeki kelimelerden seçildiği için tahminle doğruyu bulmak zorlaşır; bir fiilin seçenekleri de fiildir. Cevapladıktan sonra örnek cümle açılır: kelimeyi cümle içinde görmek, hem anlamını pekiştirir hem de hangi kelimelerle birlikte kullanıldığını gösterir. "Make a decision", "spend money", "deal with a problem" gibi kalıplar tek tek kelimelerden daha çok işine yarar.
Okunuş ipuçları hakkında
Okunuşlar, Türkçe konuşan birinin kelimeyi ilk gördüğünde yaklaşık olarak söyleyebilmesi için Türkçe harflerle yazıldı. İngilizcedeki "th" ve bazı ünlüler Türkçede tam karşılığı olmayan seslerdir; bu yüzden ipuçlarını bir başlangıç olarak kullan ve kelimeyi bir sözlüğün ses kaydından mutlaka dinle. Listede İngiliz yazımı (colour, neighbour) tercih edildi; Amerikan İngilizcesinde bunlar color ve neighbor diye yazılır. Türkçe bir kelimenin anlamını merak edersen sözlük sayfamıza, başka dillerden çeviri için çeviri sayfalarına bakabilirsin.
Tam liste: 384 İngilizce kelime
| Kelime | Türkçe anlamı | Tür | Seviye | Örnek cümle |
|---|---|---|---|---|
| apple/epıl/ | elma | isim | A1 | I put an apple in my bag for lunch. |
| water/vootır/ | su | isim | A1 | Please drink a glass of water before you run. |
| house/haus/ | ev | isim | A1 | Their house is near the old bridge. |
| family/femıli/ | aile | isim | A1 | My family eats dinner together on Sundays. |
| friend/frend/ | arkadaş | isim | A1 | A good friend listens more than he talks. |
| school/skuul/ | okul | isim | A1 | The school bus comes at half past seven. |
| teacher/tiiçır/ | öğretmen | isim | A1 | Our teacher writes the new words on the board. |
| student/styuudınt/ | öğrenci | isim | A1 | Every student has a locker in the hall. |
| book/buk/ | kitap | isim | A1 | She reads a book on the train every day. |
| city/siti/ | şehir | isim | A1 | Istanbul is a city on two continents. |
| country/kantri/ | ülke | isim | A1 | Which country would you like to visit? |
| money/mani/ | para | isim | A1 | He saves some money every month. |
| time/taym/ | zaman; saat | isim | A1 | We don't have much time before the film starts. |
| day/dey/ | gün | isim | A1 | It was a long day at work. |
| week/wiik/ | hafta | isim | A1 | I go swimming twice a week. |
| month/manth/ | ay (takvim) | isim | A1 | The rent is paid at the start of each month. |
| year/yiır/ | yıl | isim | A1 | They moved to Ankara last year. |
| morning/moorning/ | sabah | isim | A1 | I drink tea every morning. |
| evening/iivning/ | akşam | isim | A1 | We often walk by the sea in the evening. |
| night/nayt/ | gece | isim | A1 | The streets are quiet at night. |
| food/fuud/ | yiyecek, yemek | isim | A1 | The food at this place is fresh and cheap. |
| bread/bred/ | ekmek | isim | A1 | Can you buy some bread on your way home? |
| milk/milk/ | süt | isim | A1 | The baby needs warm milk. |
| coffee/kofi/ | kahve | isim | A1 | I can't start the day without coffee. |
| tea/tii/ | çay | isim | A1 | Would you like another cup of tea? |
| breakfast/brekfıst/ | kahvaltı | isim | A1 | Breakfast is ready on the balcony. |
| dinner/dinır/ | akşam yemeği | isim | A1 | We invited our neighbours to dinner. |
| kitchen/kiçın/ | mutfak | isim | A1 | The kitchen smells of fresh bread. |
| room/ruum/ | oda | isim | A1 | My room gets a lot of sun. |
| door/door/ | kapı | isim | A1 | Close the door, it's cold outside. |
| window/windou/ | pencere | isim | A1 | Open the window to let some air in. |
| table/teybıl/ | masa | isim | A1 | The keys are on the kitchen table. |
| chair/çeır/ | sandalye | isim | A1 | This chair is too low for the desk. |
| bed/bed/ | yatak | isim | A1 | I made the bed before breakfast. |
| car/kaar/ | araba | isim | A1 | Our car needs new tyres. |
| bus/bas/ | otobüs | isim | A1 | The bus was full this morning. |
| train/treyn/ | tren | isim | A1 | The night train arrives at six. |
| road/roud/ | yol | isim | A1 | This road goes along the coast. |
| street/striit/ | cadde, sokak | isim | A1 | There is a bakery on our street. |
| shop/şop/ | dükkân | isim | A1 | The shop closes at nine. |
| market/maarkit/ | pazar, market | isim | A1 | We buy vegetables at the Tuesday market. |
| hospital/hospitıl/ | hastane | isim | A1 | She works as a nurse at the city hospital. |
| doctor/doktır/ | doktor | isim | A1 | You should see a doctor about that cough. |
| job/cob/ | iş | isim | A1 | He found a new job in a bank. |
| work/wörk/ | çalışmak | fiil | A1 | I work from home on Fridays. |
| office/ofis/ | ofis | isim | A1 | The office is on the third floor. |
| phone/foun/ | telefon | isim | A1 | My phone is almost out of battery. |
| computer/kımpyuutır/ | bilgisayar | isim | A1 | The computer is slow when many tabs are open. |
| game/geym/ | oyun | isim | A1 | The children played a game in the garden. |
| music/myuuzik/ | müzik | isim | A1 | She listens to music while she cooks. |
| film/film/ | film | isim | A1 | The film was better than the book. |
| picture/pikçır/ | resim, fotoğraf | isim | A1 | There is a picture of the sea on the wall. |
| weather/wedhır/ | hava (durumu) | isim | A1 | The weather will be sunny tomorrow. |
| rain/reyn/ | yağmur | isim | A1 | Take an umbrella, rain is coming. |
| snow/snou/ | kar | isim | A1 | Snow covered the mountain road. |
| sun/san/ | güneş | isim | A1 | The sun sets late in summer. |
| sea/sii/ | deniz | isim | A1 | The sea was calm and clear. |
| river/rivır/ | nehir | isim | A1 | A long bridge crosses the river. |
| mountain/mauntın/ | dağ | isim | A1 | They climbed the mountain in four hours. |
| tree/trii/ | ağaç | isim | A1 | An old tree stands in the middle of the village. |
| flower/flauır/ | çiçek | isim | A1 | He gave his mother a flower. |
| animal/enimıl/ | hayvan | isim | A1 | The cat is my favourite animal. |
| dog/dog/ | köpek | isim | A1 | Our dog waits for us at the door. |
| cat/ket/ | kedi | isim | A1 | The cat sleeps on the warm roof. |
| bird/börd/ | kuş | isim | A1 | A small bird is singing outside. |
| head/hed/ | baş, kafa | isim | A1 | My head hurts after a long day. |
| hand/hend/ | el | isim | A1 | Wash your hands before you eat. |
| eye/ay/ | göz | isim | A1 | She has green eyes. |
| heart/haart/ | kalp | isim | A1 | Exercise is good for your heart. |
| child/çayld/ | çocuk | isim | A1 | Every child should learn to swim. |
| woman/wumın/ | kadın | isim | A1 | The woman at the desk helped us. |
| man/men/ | adam, erkek | isim | A1 | A man asked me the way to the station. |
| people/piipıl/ | insanlar | isim | A1 | Many people visit the museum in summer. |
| mother/madhır/ | anne | isim | A1 | My mother makes the best soup. |
| father/faadhır/ | baba | isim | A1 | His father drives a taxi. |
| brother/bradhır/ | erkek kardeş | isim | A1 | My brother is two years older than me. |
| sister/sistır/ | kız kardeş | isim | A1 | Her sister lives in İzmir. |
| name/neym/ | ad, isim | isim | A1 | What's the name of this street? |
| question/kuesçın/ | soru | isim | A1 | Can I ask you a question? |
| answer/ensır/ | cevap | isim | A1 | I know the answer to the last question. |
| idea/aydiıa/ | fikir | isim | A1 | Going by ferry is a good idea. |
| problem/problım/ | sorun | isim | A1 | We have a small problem with the heating. |
| way/wey/ | yol; yöntem | isim | A1 | Is this the way to the beach? |
| place/pleys/ | yer | isim | A1 | This is a nice place for a picnic. |
| world/wörld/ | dünya | isim | A1 | He wants to travel around the world. |
| life/layf/ | hayat | isim | A1 | Life in a small town is slower. |
| health/helth/ | sağlık | isim | A2 | Sleep is important for your health. |
| price/prays/ | fiyat | isim | A1 | The price of tomatoes went up again. |
| ticket/tikit/ | bilet | isim | A1 | I bought two tickets for the concert. |
| holiday/holıdey/ | tatil | isim | A1 | We spent our holiday in Kaş. |
| trip/trip/ | gezi, yolculuk | isim | A1 | The trip to Cappadocia took eight hours. |
| language/lengwiç/ | dil (lisan) | isim | A1 | English is not a difficult language to start. |
| word/wörd/ | kelime | isim | A1 | Write each new word in your notebook. |
| letter/letır/ | mektup; harf | isim | A1 | I got a letter from my grandmother. |
| number/nambır/ | sayı, numara | isim | A1 | What is your phone number? |
| colour/kalır/ | renk | isim | A1 | Blue is the colour of the sky. |
| clothes/kloudhz/ | giysiler | isim | A1 | Put your wet clothes on the heater. |
| shoe/şuu/ | ayakkabı | isim | A1 | These shoes are comfortable for walking. |
| key/kii/ | anahtar | isim | A1 | I can't find my car key. |
| bag/beg/ | çanta | isim | A1 | Her bag is full of books. |
| box/boks/ | kutu | isim | A1 | Put the old toys in a box. |
| gift/gift/ | hediye | isim | A1 | This scarf was a gift from my aunt. |
| party/paarti/ | parti | isim | A1 | We're having a party on Saturday. |
| team/tiim/ | takım | isim | A1 | Our team won the match last night. |
| match/meç/ | maç | isim | A2 | The match starts at eight. |
| sport/spoort/ | spor | isim | A1 | Swimming is a sport for all ages. |
| news/nyuuz/ | haber(ler) | isim | A1 | I read the news on my phone. |
| story/stoori/ | hikâye | isim | A1 | Grandpa told us a story about the war. |
| history/histıri/ | tarih | isim | A1 | She is interested in Ottoman history. |
| science/sayıns/ | bilim | isim | A1 | Science helps us understand the world. |
| art/aart/ | sanat | isim | A1 | The museum has a lot of modern art. |
| page/peyç/ | sayfa | isim | A1 | Turn to page twenty, please. |
| test/test/ | sınav, test | isim | A1 | I have a maths test tomorrow. |
| lesson/lesın/ | ders | isim | A1 | The English lesson starts after lunch. |
| class/klaas/ | sınıf; ders | isim | A1 | There are thirty students in my class. |
| homework/houmwörk/ | ödev | isim | A1 | Finish your homework before you play. |
| village/vilic/ | köy | isim | A1 | My grandparents live in a village. |
| garden/gaardın/ | bahçe | isim | A1 | We grow tomatoes in our garden. |
| floor/floor/ | zemin; kat | isim | A1 | The flat is on the fifth floor. |
| wall/wool/ | duvar | isim | A1 | They painted the wall white. |
| light/layt/ | ışık | isim | A1 | Turn off the light when you leave. |
| fire/fayır/ | ateş, yangın | isim | A2 | The fire kept us warm all night. |
| air/eır/ | hava (soluduğumuz) | isim | A1 | The air in the mountains is clean. |
| voice/voys/ | ses (insan sesi) | isim | A2 | She has a beautiful voice. |
| noise/noyz/ | gürültü | isim | A2 | The noise from the street woke me up. |
| minute/minit/ | dakika | isim | A1 | Wait a minute, I'm coming. |
| hour/auır/ | saat (süre) | isim | A1 | The meeting lasted an hour. |
| plan/plen/ | plan | isim | A1 | What's the plan for the weekend? |
| choice/çoys/ | seçim | isim | A2 | You made the right choice. |
| chance/çens/ | şans, fırsat | isim | A2 | This is your chance to try again. |
| reason/riizın/ | sebep | isim | A1 | There is no reason to worry. |
| result/rizalt/ | sonuç | isim | A2 | The exam results come out in July. |
| example/igzempıl/ | örnek | isim | A1 | Can you give me an example? |
| mistake/misteyk/ | hata | isim | A2 | Everyone makes a mistake sometimes. |
| change/çeync/ | değiştirmek | fiil | A1 | I want to change my password. |
| go/gou/ | gitmek | fiil | A1 | We go to the market every Friday. |
| come/kam/ | gelmek | fiil | A1 | Can you come to my house tonight? |
| eat/iit/ | yemek | fiil | A1 | We usually eat at seven. |
| drink/drink/ | içmek | fiil | A1 | Don't drink cold water when you're hot. |
| sleep/sliip/ | uyumak | fiil | A1 | Babies sleep a lot. |
| read/riid/ | okumak | fiil | A1 | I read before I go to bed. |
| write/rayt/ | yazmak | fiil | A1 | Write your name at the top of the page. |
| speak/spiik/ | konuşmak (bir dili) | fiil | A1 | Do you speak English? |
| talk/took/ | konuşmak, sohbet etmek | fiil | A1 | We talked for hours on the phone. |
| say/sey/ | söylemek | fiil | A1 | What did she say to you? |
| tell/tel/ | anlatmak, söylemek | fiil | A1 | Tell me about your new job. |
| ask/aask/ | sormak | fiil | A1 | Ask the driver where to get off. |
| listen/lisın/ | dinlemek | fiil | A1 | Listen carefully to the instructions. |
| hear/hiır/ | duymak | fiil | A1 | I can hear the rain on the roof. |
| see/sii/ | görmek | fiil | A1 | I can see the island from here. |
| look/luk/ | bakmak | fiil | A1 | Look at that beautiful sunset. |
| watch/woç/ | izlemek | fiil | A1 | We watched the match at a café. |
| know/nou/ | bilmek | fiil | A1 | I don't know his address. |
| think/think/ | düşünmek | fiil | A1 | I think it will rain later. |
| understand/andırstend/ | anlamak | fiil | A1 | I understand the question now. |
| learn/lörn/ | öğrenmek | fiil | A1 | She wants to learn to play the guitar. |
| teach/tiiç/ | öğretmek | fiil | A1 | My uncle teaches physics. |
| study/stadi/ | ders çalışmak | fiil | A1 | He studies at the library after school. |
| remember/rimembır/ | hatırlamak | fiil | A1 | I can't remember where I parked. |
| forget/fırget/ | unutmak | fiil | A2 | Don't forget to lock the door. |
| want/wont/ | istemek | fiil | A1 | I want a quiet room, please. |
| need/niid/ | ihtiyaç duymak | fiil | A1 | We need more chairs for the guests. |
| like/layk/ | sevmek, hoşlanmak | fiil | A1 | I like walking in the rain. |
| love/lav/ | sevmek | fiil | A1 | She loves her grandmother's cooking. |
| hate/heyt/ | nefret etmek | fiil | A2 | I hate waiting in long queues. |
| buy/bay/ | satın almak | fiil | A1 | We bought a new fridge. |
| sell/sel/ | satmak | fiil | A1 | They sell fresh fish at the harbour. |
| pay/pey/ | ödemek | fiil | A1 | Can I pay by card? |
| give/giv/ | vermek | fiil | A1 | Give me your coat, I'll hang it up. |
| take/teyk/ | almak, götürmek | fiil | A1 | Take this umbrella with you. |
| bring/bring/ | getirmek | fiil | A1 | Bring some water to the picnic. |
| send/send/ | göndermek | fiil | A1 | I'll send you the photos tonight. |
| get/get/ | almak; olmak | fiil | A1 | I get a lot of emails at work. |
| make/meyk/ | yapmak | fiil | A1 | Let's make a cake for her birthday. |
| do/duu/ | yapmak (iş) | fiil | A1 | What do you do on weekends? |
| put/put/ | koymak | fiil | A1 | Put the milk back in the fridge. |
| open/oupın/ | açmak | fiil | A1 | Open your books, please. |
| close/klouz/ | kapatmak | fiil | A1 | Close the window, it's raining. |
| start/staart/ | başlamak | fiil | A1 | The course starts in October. |
| finish/finiş/ | bitirmek | fiil | A1 | I'll finish the report tomorrow. |
| stop/stop/ | durmak, durdurmak | fiil | A1 | The bus stops in front of the school. |
| wait/weyt/ | beklemek | fiil | A1 | Wait for me at the corner. |
| help/help/ | yardım etmek | fiil | A1 | Can you help me with this box? |
| try/tray/ | denemek | fiil | A1 | Try the soup, it's delicious. |
| use/yuuz/ | kullanmak | fiil | A1 | You can use my pen. |
| find/faynd/ | bulmak | fiil | A1 | I found my glasses under the sofa. |
| lose/luuz/ | kaybetmek | fiil | A2 | I always lose my keys. |
| leave/liiv/ | ayrılmak; bırakmak | fiil | A1 | We leave home at eight. |
| arrive/ırayv/ | varmak | fiil | A1 | The plane arrives at noon. |
| stay/stey/ | kalmak | fiil | A1 | We stayed at a small hotel. |
| live/liv/ | yaşamak | fiil | A1 | They live in a flat near the park. |
| walk/wook/ | yürümek | fiil | A1 | I walk to work when the weather is nice. |
| run/ran/ | koşmak | fiil | A1 | He runs five kilometres every morning. |
| drive/drayv/ | araba sürmek | fiil | A1 | My father taught me to drive. |
| fly/flay/ | uçmak | fiil | A1 | We fly to Trabzon next week. |
| swim/swim/ | yüzmek | fiil | A1 | The children swim in the lake. |
| play/pley/ | oynamak; çalmak | fiil | A1 | They play football after school. |
| sing/sing/ | şarkı söylemek | fiil | A1 | She sings in the school choir. |
| dance/dens/ | dans etmek | fiil | A1 | They danced at the wedding all night. |
| cook/kuk/ | yemek pişirmek | fiil | A1 | I cook rice with butter. |
| clean/kliin/ | temizlemek | fiil | A1 | We clean the house on Saturdays. |
| wash/woş/ | yıkamak | fiil | A1 | Wash the fruit before you eat it. |
| carry/keri/ | taşımak | fiil | A2 | Can you carry this bag for me? |
| call/kool/ | aramak (telefonla) | fiil | A1 | Call me when you get home. |
| meet/miit/ | buluşmak, tanışmak | fiil | A1 | Let's meet at the café at five. |
| visit/vizit/ | ziyaret etmek | fiil | A1 | We visit our grandparents every holiday. |
| travel/trevıl/ | seyahat etmek | fiil | A1 | They travel by train to save money. |
| feel/fiil/ | hissetmek | fiil | A1 | I feel tired today. |
| believe/biliiv/ | inanmak | fiil | A2 | I believe you can win. |
| hope/houp/ | ummak | fiil | A2 | I hope the weather stays nice. |
| decide/disayd/ | karar vermek | fiil | A2 | We decided to stay at home. |
| choose/çuuz/ | seçmek | fiil | A2 | Choose a colour for the new curtains. |
| win/win/ | kazanmak | fiil | A2 | Our school won the chess tournament. |
| grow/grou/ | büyümek; yetiştirmek | fiil | A2 | Children grow so fast. |
| build/bild/ | inşa etmek | fiil | A2 | They are building a new bridge. |
| break/breyk/ | kırmak | fiil | A2 | Be careful, don't break the glass. |
| fix/fiks/ | tamir etmek | fiil | A2 | Can you fix my bike? |
| show/şou/ | göstermek | fiil | A1 | Show me your new phone. |
| explain/ikspleyn/ | açıklamak | fiil | A2 | Can you explain this rule again? |
| agree/ıgrii/ | aynı fikirde olmak | fiil | A2 | I agree with you. |
| allow/ılau/ | izin vermek | fiil | A2 | Dogs are not allowed in the shop. |
| borrow/borou/ | ödünç almak | fiil | A2 | Can I borrow your charger? |
| lend/lend/ | ödünç vermek | fiil | A2 | She lent me her notes. |
| invite/invayt/ | davet etmek | fiil | A2 | They invited us to their wedding. |
| move/muuv/ | taşınmak; hareket etmek | fiil | A1 | We're moving to a bigger flat. |
| spend/spend/ | harcamak; geçirmek | fiil | A2 | I spent the weekend at the seaside. |
| save/seyv/ | biriktirmek; kurtarmak | fiil | A2 | We're saving for a new car. |
| worry/wari/ | endişelenmek | fiil | A2 | Don't worry, everything will be fine. |
| smile/smayl/ | gülümsemek | fiil | A2 | She smiled when she saw the flowers. |
| laugh/laaf/ | gülmek | fiil | A2 | We laughed at his funny story. |
| cry/kray/ | ağlamak | fiil | A2 | The baby cried all night. |
| big/big/ | büyük | sıfat | A1 | They live in a big house with a garden. |
| small/smool/ | küçük | sıfat | A1 | I have a small favour to ask. |
| long/long/ | uzun | sıfat | A1 | It was a long journey. |
| short/şoort/ | kısa | sıfat | A1 | The film is short, only eighty minutes. |
| new/nyuu/ | yeni | sıfat | A1 | I like your new jacket. |
| old/ould/ | eski; yaşlı | sıfat | A1 | This is a very old mosque. |
| young/yang/ | genç | sıfat | A1 | She's too young to drive. |
| good/gud/ | iyi | sıfat | A1 | That's a good idea. |
| bad/bed/ | kötü | sıfat | A1 | The traffic was really bad today. |
| hot/hot/ | sıcak | sıfat | A1 | Be careful, the plate is hot. |
| cold/kould/ | soğuk | sıfat | A1 | It's cold, wear a scarf. |
| warm/woorm/ | ılık, sıcak | sıfat | A1 | The water is warm enough to swim. |
| easy/iizi/ | kolay | sıfat | A1 | The first question was easy. |
| difficult/difikılt/ | zor | sıfat | A1 | This puzzle is difficult. |
| happy/hepi/ | mutlu | sıfat | A1 | She looks happy today. |
| sad/sed/ | üzgün | sıfat | A1 | He was sad when his team lost. |
| tired/tayırd/ | yorgun | sıfat | A1 | I'm too tired to cook. |
| hungry/hangri/ | aç | sıfat | A1 | Are you hungry? Dinner is ready. |
| thirsty/thörsti/ | susamış | sıfat | A2 | I'm thirsty after the long walk. |
| beautiful/byuutıfıl/ | güzel | sıfat | A1 | What a beautiful view! |
| cheap/çiip/ | ucuz | sıfat | A1 | Fruit is cheap at the market in summer. |
| expensive/ikspensiv/ | pahalı | sıfat | A1 | Hotels are expensive in August. |
| fast/faast/ | hızlı | sıfat | A1 | The new train is very fast. |
| slow/slou/ | yavaş | sıfat | A1 | The internet is slow today. |
| early/örli/ | erken | sıfat | A1 | We had an early breakfast. |
| late/leyt/ | geç | sıfat | A1 | Sorry, I'm late. |
| full/ful/ | dolu; tok | sıfat | A1 | The bus was full. |
| empty/empti/ | boş | sıfat | A2 | The fridge is almost empty. |
| clean/kliin/ | temiz | sıfat | A1 | The sheets are clean. |
| dirty/dörti/ | kirli | sıfat | A1 | Put your dirty socks in the basket. |
| quiet/kuayıt/ | sessiz | sıfat | A2 | The library is quiet. |
| loud/laud/ | yüksek sesli | sıfat | A2 | The music is too loud. |
| busy/bizi/ | meşgul; kalabalık | sıfat | A1 | I'm busy until five. |
| free/frii/ | boş; bedava | sıfat | A1 | Are you free on Saturday? |
| safe/seyf/ | güvenli | sıfat | A2 | This neighbourhood is safe at night. |
| dangerous/deyncırıs/ | tehlikeli | sıfat | A2 | Swimming here is dangerous. |
| important/impoortınt/ | önemli | sıfat | A1 | This is an important meeting. |
| different/difrınt/ | farklı | sıfat | A1 | My brother and I are very different. |
| same/seym/ | aynı | sıfat | A1 | We go to the same school. |
| ready/redi/ | hazır | sıfat | A1 | Are you ready to go? |
| sure/şuır/ | emin | sıfat | A2 | Are you sure about the time? |
| right/rayt/ | doğru; sağ | sıfat | A1 | That's the right answer. |
| wrong/rong/ | yanlış | sıfat | A1 | I took the wrong bus. |
| strong/strong/ | güçlü | sıfat | A2 | You need strong shoes for the hike. |
| weak/wiik/ | zayıf | sıfat | A2 | The signal is weak here. |
| heavy/hevi/ | ağır | sıfat | A2 | This suitcase is too heavy. |
| light/layt/ | hafif | sıfat | A1 | Take a light jacket for the evening. |
| dark/daark/ | karanlık; koyu | sıfat | A1 | It gets dark early in winter. |
| bright/brayt/ | parlak | sıfat | A2 | The room is bright and sunny. |
| sick/sik/ | hasta | sıfat | A1 | He stayed home because he was sick. |
| healthy/helthi/ | sağlıklı | sıfat | A2 | Vegetables are healthy. |
| delicious/dilişıs/ | lezzetli | sıfat | A2 | The baklava was delicious. |
| famous/feymıs/ | ünlü | sıfat | A2 | Cappadocia is famous for its balloons. |
| friendly/frendli/ | güler yüzlü, cana yakın | sıfat | A2 | The staff were very friendly. |
| kind/kaynd/ | nazik | sıfat | A2 | It was kind of you to help. |
| angry/engri/ | kızgın | sıfat | A2 | He was angry about the noise. |
| afraid/ıfreyd/ | korkmuş | sıfat | A2 | She is afraid of dogs. |
| interesting/intrıstink/ | ilginç | sıfat | A1 | That's an interesting book. |
| boring/booring/ | sıkıcı | sıfat | A2 | The lecture was boring. |
| careful/keırfıl/ | dikkatli | sıfat | A2 | Be careful on the stairs. |
| possible/posıbıl/ | mümkün | sıfat | A2 | Is it possible to change the date? |
| always/oolweyz/ | her zaman | zarf | A1 | I always drink tea after dinner. |
| never/nevır/ | asla, hiç | zarf | A1 | I never eat breakfast in a hurry. |
| often/ofın/ | sık sık | zarf | A1 | We often go to the cinema. |
| sometimes/samtaymz/ | bazen | zarf | A1 | Sometimes I work late. |
| usually/yuujuıli/ | genellikle | zarf | A1 | I usually take the bus. |
| again/ıgen/ | tekrar | zarf | A1 | Can you say that again? |
| already/oolredi/ | zaten, çoktan | zarf | A2 | I have already eaten. |
| still/stil/ | hâlâ | zarf | A2 | Are you still at work? |
| soon/suun/ | yakında | zarf | A2 | The shop will open soon. |
| today/tıdey/ | bugün | zarf | A1 | It's my birthday today. |
| tomorrow/tımorou/ | yarın | zarf | A1 | See you tomorrow. |
| yesterday/yestırdey/ | dün | zarf | A1 | I called you yesterday. |
| now/nau/ | şimdi | zarf | A1 | I'm busy now, call me later. |
| later/leytır/ | daha sonra | zarf | A1 | Let's talk later. |
| here/hiır/ | burada | zarf | A1 | Sit here, next to me. |
| there/dheır/ | orada | zarf | A1 | The station is over there. |
| very/veri/ | çok | zarf | A1 | It's very cold today. |
| really/riıli/ | gerçekten | zarf | A1 | I really enjoyed the trip. |
| quickly/kuikli/ | hızlıca | zarf | A2 | She quickly answered the phone. |
| slowly/slouli/ | yavaşça | zarf | A2 | Please speak slowly. |
| together/tıgedhır/ | birlikte | zarf | A1 | Let's walk home together. |
| almost/oolmoust/ | neredeyse | zarf | A2 | It's almost midnight. |
| enough/inaf/ | yeterince | zarf | A2 | Is there enough bread for everyone? |
| also/oolsou/ | ayrıca, de/da | zarf | A1 | She also speaks German. |
| only/ounli/ | sadece | zarf | A1 | I have only ten lira. |
| before/bifoor/ | önce | edat | A1 | Wash your hands before dinner. |
| after/aaftır/ | sonra | edat | A1 | We'll go out after lunch. |
| between/bitwiin/ | arasında | edat | A1 | The pharmacy is between the bank and the bakery. |
| behind/bihaynd/ | arkasında | edat | A1 | The car park is behind the hotel. |
| near/niır/ | yakınında | edat | A1 | Is there a pharmacy near here? |
| under/andır/ | altında | edat | A1 | The cat is under the table. |
| without/widhaut/ | -sız, olmadan | edat | A2 | I can't live without music. |
| during/dyuuring/ | sırasında | edat | A2 | Don't talk during the film. |
| because/bikoz/ | çünkü | bağlaç | A1 | I stayed home because it was raining. |
| but/bat/ | ama | bağlaç | A1 | It's small but comfortable. |
| or/oor/ | veya | bağlaç | A1 | Tea or coffee? |
| if/if/ | eğer | bağlaç | A1 | If you're tired, have a rest. |
| although/ooldhou/ | -e rağmen | bağlaç | B1 | Although it was cold, we swam. |
| everyone/evriwan/ | herkes | zamir | A2 | Everyone loved the cake. |
| something/samthing/ | bir şey | zamir | A2 | I have something for you. |
| nothing/nathing/ | hiçbir şey | zamir | A2 | There's nothing in the fridge. |
| appointment/ıpoyntmınt/ | randevu | isim | B1 | I have a doctor's appointment at ten. |
| advice/ıdvays/ | tavsiye, öğüt | isim | A2 | Can I give you some advice? |
| experience/ikspiıriıns/ | deneyim | isim | B1 | She has ten years of experience in sales. |
| opportunity/opıtyuunıti/ | fırsat | isim | B1 | This job is a great opportunity. |
| environment/invayrınmınt/ | çevre | isim | B1 | Plastic bags harm the environment. |
| neighbour/neybır/ | komşu | isim | A2 | Our neighbour waters our plants when we travel. |
| journey/cörni/ | yolculuk | isim | A2 | The journey to Van takes a whole day. |
| knowledge/nolic/ | bilgi | isim | B1 | Reading increases your knowledge. |
| skill/skil/ | beceri | isim | B1 | Cooking is a useful skill. |
| salary/selıri/ | maaş | isim | B1 | His salary is paid on the fifteenth. |
| rent/rent/ | kira | isim | B1 | The rent went up this year. |
| bill/bil/ | fatura; hesap | isim | A2 | Can we have the bill, please? |
| receipt/risiit/ | fiş, makbuz | isim | B1 | Keep the receipt in case you return it. |
| traffic/trefik/ | trafik | isim | A2 | We were stuck in traffic for an hour. |
| airport/eırpoort/ | havalimanı | isim | A1 | The airport is far from the city centre. |
| luggage/lagic/ | bagaj | isim | A2 | Your luggage is too heavy. |
| improve/impruuv/ | geliştirmek | fiil | B1 | I want to improve my English. |
| prepare/pripeır/ | hazırlamak | fiil | A2 | She prepared a big breakfast. |
| suggest/sıcest/ | önermek | fiil | B1 | I suggest we leave early. |
| describe/diskrayb/ | tarif etmek, betimlemek | fiil | A2 | Describe the man you saw. |
| compare/kımpeır/ | karşılaştırmak | fiil | B1 | Compare the prices before you buy. |
| avoid/ıvoyd/ | kaçınmak | fiil | B1 | Avoid the main road at rush hour. |
| reduce/ridyuus/ | azaltmak | fiil | B1 | We should reduce our electricity use. |
| increase/inkriis/ | artırmak, artmak | fiil | B1 | Prices increase every year. |
| protect/prıtekt/ | korumak | fiil | B1 | Sunscreen protects your skin. |
| complain/kımpleyn/ | şikâyet etmek | fiil | B1 | He complained about the cold soup. |
| apologize/ıpolıcayz/ | özür dilemek | fiil | B1 | She apologized for being late. |
| manage/meniç/ | idare etmek, başarmak | fiil | B1 | We managed to catch the last train. |
| deal with/diil widh/ | ilgilenmek, başa çıkmak | fiil | B2 | I'll deal with the problem tomorrow. |
| expect/ikspekt/ | beklemek (ummak) | fiil | B1 | I expect a reply this week. |
| recommend/rekımend/ | tavsiye etmek | fiil | B1 | Can you recommend a good restaurant? |
| achieve/ıçiiv/ | başarmak | fiil | B2 | She achieved her goal of running a marathon. |
| available/ıveylıbıl/ | müsait; mevcut | sıfat | B1 | Is this room available tonight? |
| necessary/nesısıri/ | gerekli | sıfat | B1 | A passport is necessary for this trip. |
| comfortable/kamftıbıl/ | rahat | sıfat | A2 | This sofa is very comfortable. |
| crowded/kraudid/ | kalabalık | sıfat | B1 | The beach is crowded at weekends. |
| polite/pılayt/ | kibar | sıfat | B1 | Be polite to the guests. |
| honest/onist/ | dürüst | sıfat | B1 | He gave me an honest answer. |
| patient/peyşınt/ | sabırlı | sıfat | B1 | Teachers need to be patient. |
| nervous/nörvıs/ | gergin | sıfat | B1 | I always feel nervous before exams. |
| proud/praud/ | gururlu | sıfat | B1 | Her parents are proud of her. |
| lucky/laki/ | şanslı | sıfat | A2 | You're lucky to have such good friends. |
| similar/similır/ | benzer | sıfat | B1 | Our phones are similar. |
| suddenly/sadınli/ | aniden | zarf | B1 | Suddenly the lights went out. |
| probably/probıbli/ | muhtemelen | zarf | A2 | It will probably snow tonight. |
| especially/ispeşıli/ | özellikle | zarf | B1 | I love fruit, especially figs. |
| actually/ekçuıli/ | aslında | zarf | B1 | Actually, I've never been to Bursa. |
| however/hauevır/ | ancak, yine de | bağlaç | B1 | It was expensive; however, it was worth it. |
| unless/ınles/ | -medikçe | bağlaç | B2 | We'll go unless it rains. |
| instead/insted/ | onun yerine | zarf | B1 | Let's walk instead of taking a taxi. |
| recently/riisıntli/ | son zamanlarda | zarf | B1 | I've been sleeping badly recently. |
Bu filtreye uyan kelime yok.
Sık sorulan sorular
Listede kaç İngilizce kelime var?
Listede 384 kelime var: A1 düzeyinde 266, A2 düzeyinde 78, B1 düzeyinde 37, B2 düzeyinde 3. Kelimelerin 149'i isim, 114'i fiil, 72'i sıfattır.
A1, A2, B1 ve B2 ne demek?
Bunlar Avrupa Dilleri Ortak Başvuru Metni'ndeki (CEFR) düzeylerdir. A1 başlangıç, A2 temel, B1 orta, B2 orta üstü düzeyi anlatır. Listedeki seviyeler yaygın kelime listelerine göre yaklaşık olarak verilmiştir; farklı kaynaklarda bir kelime bir düzey aşağıda ya da yukarıda görünebilir.
Okunuşlar neden Türkçe harflerle yazılmış?
Okunuş ipuçları, kelimeyi ilk kez gören birinin yaklaşık telaffuzu kestirebilmesi için Türkçe harflerle yazılmıştır. İngilizcedeki bazı sesler Türkçede bulunmadığından bu yazım tam değildir; doğru telaffuz için bir sözlüğün ses kaydını dinlemek en iyisidir.
Kelime kartı nasıl kullanılır?
Kartta İngilizce kelimeyi görürsün; anlamını aklından söyledikten sonra "Kartı çevir" düğmesiyle kontrol edersin. Seviye, tür ya da arama filtresi seçtiğinde kartlar yalnızca o kelimelerden gelir.
Test modu nasıl çalışıyor?
Her soruda bir İngilizce kelime ve dört Türkçe anlam görürsün; yanlış seçenekler mümkün olduğunca aynı türdeki (ör. fiil) kelimelerden seçilir. Cevabından sonra doğru anlam ve örnek cümle gösterilir, doğru sayın üstte tutulur.
Neden "colour" ve "neighbour" yazılmış?
Listede İngiliz yazımı kullanıldı. Amerikan İngilizcesinde aynı kelimeler "color" ve "neighbor" diye yazılır; anlam ve kullanım aynıdır.
Günde kaç kelime öğrenmeliyim?
Kesin bir sayı yok; çoğu kişi için günde 5-10 yeni kelimeyi düzenli tekrar etmek, bir günde 50 kelimeyi ezberleyip unutmaktan daha verimlidir. Bir kelimeyi birkaç gün arayla yeniden görmek kalıcılığı artırır.
Listenin tamamını yazdırabilir miyim?
Evet. Sayfanın altındaki tablo bütün kelimeleri anlamı, türü, seviyesi ve örnek cümlesiyle içerir; tarayıcının yazdırma seçeneğiyle çıktı alabilirsin. Filtre uyguladığında tabloda yalnızca seçtiğin kelimeler kalır.